30 Haziran 2014 Pazartesi

Nasıl

din uğursuzluğuna katliam yapanlar bi ufak çocuğu öldürmüşler. Bi kadın çocuğun üstüne kapanmış, dehşetle yavrucağın geri gelmesi için yalvarıyordu.
Sabah tiwitirda fotoğrafı gördüm ve delire yazdım. Nasıl isyan edeceğimi, nasıl ağlayacağımı, nasıl yaşayacağımı, nasıl kendi çocuğuma sarılacağımı, nasıl çocukların gözlerine bakacağımı, dinini sırtlanıp  üstüme çullananlarla nasıl ilişki kuracağımı, ... bilmiyorum. Nasıl?

23 Haziran 2014 Pazartesi

Raflarda

Poşet içinde hayatlar seçip koyuyoruz sepete. Sonra poşeti açtığımızda poşetlemeye başlıyoruz hayatı. Raflardaki hayat değil istediğim dediğimizde AÇ kalırsın HaaaaaA... diye tehdit ediliyoruz. İkna olmadığımızda ise Ceza veririz HaaaaaA... diye tehdit ediliyoruz. Aç kalan da ceza çeken de çok, poşet dışı yaşamlarda.

Poşette bayatlamış, erimiş hayatların yapış yapış korkusu  sarmıştı ortalığı. Sonra gün doğdu.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Okul Meselesi

Evet okul bir meseledir memleketimde. Parasız olması gereken eğitimin durumu hepimizin gözleri önünde.
parça pinçik yapılıp çeşitli "yöntemler" deneniyor çocukların üzerinde. Çocukken ben de denek yapılmıştım. Denenen yöntemler, denekleri iyiye değil, daha da yetersize götürmekte.

İstanbul'da ayakta kalabilmek için  çalışmak zorunda olan  (ya da zounda olduğunu düşünen)  iki ebebeyne sahip oğlum.  73 aylık olduğu için artık kreş yada anaokulu değil, ilkokula gidecek. Peki hangi okula gideck? e-devlet tarafından otomatik olarak atandığı okula gitmesine gönlümüz razı olacak mı? Hadi gönlümüz razı oldu diyelim, yarım gün okula gittiğinde evde onu kim nasıl karşılayacak? Veledimizle kim nasıl vakit geçirecek? karmaşası, huylusu, huysuzu bol İstanbul şehrinde?

"Özel okula giden çocuklar züppe oluyor, aman benim evlat züppe olmasın" diyen ben, fingir fingir özel okul aramaya başladım. Bana öğretilmiş kaygılar eşliğinde, dil öğrenir, çocuk daha güvende olur falan diyerekten. Bari özel okula gidecek, fabrikasyon çalışan, eğitim için büssürü para isteyen, öğretmeni dahil çalışanını sömür sömür eden adı büyüklere gitmesin bari dedim. Butiğiz  diyen okullara bakmaya başladım (kız kardeşim yıllarca butik tipi bi okulda sömür sömür süründü). Amma ve lakin müşteri olduğunu damarlarında hissettiğin yere, çocuğunu teslim etmek pek meşakatliymiş. Yok onun bahçesi dar, sınıflar küçük, atatürk-çü, milli ahlakçı- dini bütün, kantin-li-siz, pisikolog-lu-suz ( aman benden uzak dursun pisiko-log ), aman bu veliler pek garabet ( görmemişin cipi üstüme geliyor)  derken...

Gittim kayıt ettirdim. Hem de yıllardır önünden geçip aman bu binada okul mu olurmuş dediğim bi özel okula. Neden? Çünkü:
Eve en yakın, hakkında olumsuz bir yorum duymadım, okulu gezerken öğretmenlerle öğrencilerin ilişkilerini gözlemledim ve olumsuz bişey hissetmedim. Çocuklarını almaya gelmiş velileri sessizce izledim ( gözünden hırs fışkıran, garabet bir ruh haliyle tepeden bakıp da "insanların üstüne ciplerini süren" veli görmedim). Okul çıkışında öğrencilerin nasıl servislere bindiğine/bindirildiğine dikkat kestim ( evlat servis kullanmayacak olsa da), tenefüste çocukların suratlarına baktım ( mutluydular; çocuk gibi). Okuldaki panolara gözgezdirdim. Falan filan...

Bu okulların tanıtım için bastırdıkları broşürler çok fena. İstisnasız hepsi, sanki memleketin çocuklarını  değil de ingiliz çocuklarını okutuyorlar gibi, sapsarı renkli gözlü. Belli, özenle ayıklanmış :) Bilim dersleri için hazırlanan görsele bir mikroskop, bir yuvarlak dünya bir de itinayla gözlüklü çocuk koyuyolar. Spor dersleri için yarışlardan fırlamış gelmiş bir çocuk resmi...

Okulların sloganları ise ayrı ucubeler olabiliyor. Asil bir nesil için - yaratıcılık- deha - proje yöntemiyle dersler- oxford cart curt yöntemiyle dersler- megasından aritmatik- milli değerlerimize uygun - Atatürk ilkelerine uygun - bu liste böyle uzayıp gidiyor...

Peki bizim evlatın gideceği okul broşürü farklı mı ? HAYIR!

Bu sıkışmışlıkta ...

3 Haziran 2014 Salı

Gezi




1 yıl: Garabeti bol memleketimde, kökü kurutulmaya çalışılan ağaçları korumak için  kendini siper eden tertemiz çocukların  katledilmelerinin üzerinden geçen zaman. Zaman, acılarımızı silecekse eğer, O çocukların ruhlarıyla hayatımız yeşerecek. Yeniden, yeniden doğacak her biri ve dünyada iyiliğin hükmü olacak.