21 Mayıs 2014 Çarşamba

Oku!

ilkokula başlıcak  eylülde evlat. galatasaray ilkokulunun kurası için kayda gittim. birsürü ana- baba-ahbap sırada bekleştik. çok acıdım halimize ve çocuklarımızın haline. düzeltecek, şekle sokacak, omuzlara ağır yükler verecek okul için canla başla uğraşıyoruz, en iyisinden olsun diye. tatmini mümkünsüz yaşamlar örüyoruz. başka seçenek? ya içindesin çemberin ya da dışında yer alacaksın...Dinsiz bir müslüman olarak kiliseye gitim mum yaktım. benim evlat kurrada çıksın diledim, iyi mi?

acımasız ve merhametli

Sabah soluk bir üzüntü ve sessiz isyanla uyandı evlat. dün saçlarını kestirmişti, elbet benim ısrarım nedeniyle. saçlarından utandığını söyledi. aynanın karşısına geçip düzeltti saçlarını . kulaklarım açıkta dedi. "kepçe" kulaklarını gizlemeye çalışan bir anaokulu çocuğunun kulaklarından öpesi geliyor insanın... 
Sonra O'na dedim:
saçların yada herhangi bir yerinden utanmamalı insan. görünüşünden, üstündekinden, konuşmandan utanma. bunlardan dolayı utandığını hissettiğinde, unut utanmayı ve başka şeyler düşünmeye çalış. hayatta utanılması gerekli şeyler var ama.
sonra nelerden utanmak gerek onları konuştuk. sana sarılmaya çalışan arkadaşını ittiğinde utanmalı insan diye başladım ben söze. sonra evlat büssürü örneği kendi verdi. "arkadaşımızla dalga geçip onu üzersek utanmalıyız" dedi enson. 
arkadaşlarının oğlumu üzdüğünü o an anladım. çocuklar çok acımasız ve çok merhametli tıpkı içinde şekillendikleri dünya gibi. ne gördülerse onu yansıtıyorlar.

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Anneler Günü mü?

Kutsal diye adı konan herşi dağıtmak istiyorum! Anneleri kutsayan içi boş sözler midemi bulandıryor. Kutsal olan herşeyin hayatta yeri aynı : gibi hertür pisliğin, sömürünün üzeri kutsallarla örtülüyor.

Kapitalizm midir nedir varya! işte o mu bunun sorumlusu? Herşeyi herşeyi bi gözümüze sokan,  içi boş coşku malzemesi haline getirip kırmızı kurdelalı pakette hediye diye sundurtan? Steril steril ortamlarda pışpışladığımız üç-beş yaşındaki  evlatlarımıza türlü hediyeler aldırtan. Şimdi anasına alsıın, sonra sevgilisine, sonra doomgünüsünde eşine dostuna alsın hediyeleri. Kendine de alsın türlü türlü dekor malzemeleri. Sonra  türlü mekanlarda çektirsin de fotoğraf, koysun! feysbuka, instagrama artık "allah" o an ne ortam verdiyse.

Ayile olalım da tüketelim tüketelim eşyaları, içi dolu herşeyi. Sonra bomboş kalsın hayatımız. Bunalıp da pisikologlara gidelim. Hasta olacağımız, müşkül düşeceğimiz zamanların olma ihtimali var diye bağlı kalalım göbeğimizden bizi-düzene.

Anneler günü dipsiz kuyu benim için.

Dertlerimiz var elbet, amma  annem gülümsüyor, ben gülümsüyorum. Veledim de  gülümsüyor. O'nun gülümsemesini istiyorum. Gökyüzüne bakmasını, denizlere dalmasını.  kırlarda koşmasını, yorgunluktan nefesi kesilince toprağa yığılmasını sonra yuvarlanmasını, bir ele uzanmasını... bir canlıyı kucaklayıp da  kucaklanmazsını istiyorum.
Dükkanlara, ödenmesi gereken faturalarla hayatını sıkıştırıp kala kalmasın istiyorum.  Bu nedenle ben de hayatımı sıkıştırmayacağım, amma nasıl yapabileceğim?



not1: anarşik görüntülü, dövmeli motorlu, hızmalı ebebeynlerin kutlama serüvenleri de ayrı bayık oluyor. Gördükçe ...ammaaaanın!  ay kışt kıştttt.....

not2: hediye olarak amsterdam bileti, cinsel zevkverici oyuncak öneren feministlerin söylemi, memleketimdeki canı burnunda kadınlar için  bir şey ifade ediyormudur? Peki feministlerin anneler günü önerileri  mor mu olmuş? Bence olmamış, asabımı bozdu.

not3: Bu anneler gününde çocukları katledilmiş tüm annelerin acıları hayatımızın ortayerinde duruyorken çocuğumla fotorof çektirip aman pek mesuduz, hediyem de ahanda bu çiçek denilmesi beni kudurtuyor.