24 Şubat 2014 Pazartesi

Müşteri olma halleri

Oğlumun gittiği anaokulunda veli toplantısına gittim. Öğretmenler şık, anaokulu şık. Bu parlak mekanda, pasaklı halimden utandım. Görüşme iyi geçti, öğretmeni oğlumla ilgili gözlemerini aktardı falan. Haftaya psikokokla görüşcem işşallah. Anaokulu ilkokul da açtı. Her veli görüşmesinde, anaokulundan çıkan çocukları ilkokul sıralarına kışkışlama derdinde bunlar diye aklımdan geçirirdim. Nedense bu sefer aklımdan bu şekil bir düşünce geçirmedim.  Toplantı bitti, yürüdüm sokakta. Sonra markete girdim, ekmek gaste falan aldım. Markette türlü ürünün promasyoncusu seslendi, " buyrun, deneyin, tadın, indirim var" falan diye. İçim sıkıldı attım kendimi dışarı. Elinde broşürler olan bi kadın yanaştı, "anaokuluna giden çocuğunuz var mı? " diye sordu.  İçimden cevap vermek gelmedi, ağzımı açamadım, kadına gülümseyip hızlı adımlarla uzaklaştım. Bir süre yürüdükten sonra durdum. Geriye baktım, insanlar alışveriş torbalarıyla yürüyorlardı. Elimde poşetler, kafamda türlü türlü baloncuk, durdum öylece bir süre, sonra yoluma devam edip eve geldim.

Hayatın her alanında müşteri olmak zorunda kalmak çok asap bozucu. Gıdanı alırken, çocuğunu büyütürken, nefes alırken bile birşeyler pazarlanmaya çalışıyor bizlere. Yaşamlar sunuluyor cennet misali hapishanelerde( yada hapishane misali cennetlerde).

Henüz karnındaki çocuk, müşteri olarak var oluyor hayatta. Karşı koyamıyorsun. Doğuracağın hastaneyi, doktoru, giysisi, maması, bezi seçiyorsun. Parabensiz kokusuz, organik, anti-bakteriyel diye başlıyor, çok dilli, yurt dışında eğitim imkanlı devam ediyor. Simdilik ben bukadarını gördüm.

Biraz önce oğlumun eğitimiyle ilgili görüşmek isteyen bir özel okul aradı. Büssürü bişi anlattı karşımdaki kızcağız. Kimbilir nasıl bi hayatı yaşıyor  beni büyülemeye çalışırken? İçim sıkıldı halimize. Dedim ki " bizim çocuğumuzu özel okulda okutacak imkanımız yok. Bu nedenle  okulun tanıtımı hem benim, hem sizin için vakit kaybı olur". Teşekkür etti kız, ben bilgilerinizi bu şekilde güncellyorum dedi. Bir daha aramazlar heralde.

Geçen sene BBOM diye bir organizasyonun tanıtım toplantısına dahil olmuştum. Müşteri olma hali beni en çok orada acıttı. Benim gibi bakan insanlar başka birşey yapmaya çalışırlarken sistemin argumanlarını kullanıp...
Neyse, işte...

Kendi kendine bir çıkış yok. Hayatı yeniden tasarlamak gerek...


16 Şubat 2014 Pazar

Resmetme hevesi

Güzel bi apartman dairesinde oturuyoruz. Kapıcının kızı, oglumdan tam bir yaş büyük: çok akıllı, kendini iyi ifade eden bi çocuk. İlkokula başladı bu sene. Bana yenge derdi, bir süredir abla diyor. Geçen sene O'na resim defterleri,  boya kalemleri, sulu boya, okuma kitabı vs hediye etmiştim. Bugün oğlumla oynamak için bize geldi.

" Abla suluboya resim yapmak istiyorum, annem benim boyalarımı  çok kullandığım için çöpe attı. Ama hala çok kağıdım var. Evden kağıt getirip burda suluboya yapabilir miyim" dedi. Eridim bu lafları duyunca. Benim ebebeynlerim de istemezdi resim yapmamı, topla oynamamı, .., elbet muaffak olmam, aklı başında normal bi meslek sahibi olmam için. Sonra....

Eskiden taşralı bile azimle iyi okulları kazanabilir, oralarda kıt kanaat de olsa okuyabilirdi. Ben de bir taşralı olarak mühendis oldum, iyi bi okuldan mühendis çıktım ben*. Kusa kusa mühendis olarak çalıştım onbeş sene**. Şimdilerde gönlüm istediği ölçüde çalışıyorum.  Peki ya şimdi, taşralı ya da ekonomik dengesizliğin giderek arttığı ülkemizde dipte duranlar, hayat onlara hangi yüzünü gösterecek? Bizim kapıcının güzel kızı, resim yapması yasaklı?...

Bu toplumun çocukları nasıl bir değirmende eleniyor? Posası çıkmış insanımız nasıl hayata bakıyor? İşte! beton binalarla örüyoruz anayurdu dört baştan. Çöktüğünde betonlar nasıl hayatta kalacağız?


** Aslında ülkemizde mühendislik çok azımızın yapabildiği bir meslek kanımca. Çoğumuz ıvır zıvır işlerle uğraşmaktan kuruyup gidiyoruz. Ben de kurudum. Emeğime yabancılaştım. Anlamsızlıkta bit saydım. Hayata tutunmak için yaptığım resimleri  gizli gizli  boyamaya çalışıyorum şu aralar. Boyamak yetmediğinde depar atıyorum boşlukta. Belki  gerçekten mühendislik yapmayadır hevesim, bilemiyorum? İçimde kocaman bi boşluk var.



14 Şubat 2014 Cuma

Sevmek sünnettendir.

Bugün sevgililer günü. Hiç seven, aşık olabilen birileri var mı etrafınızda? ya siz? sevebiliyor musunuz herhangi bir şeyi?  Benim kafam çok karışık. 

Oğlum 5 yaşına girmek üzereyken kısa bir süre pipisiyle oynadı, ayıptır demedim hiç. Bir süre sonra kendiliğinden kapadı bu defteri. Neyse, içimi dökeceğim mesele oğlumun pskoloğik-fizyolojik gelişimi ile ilgili değil. 

Yaz tatilinde, dedesi ve annanesiyle keyiften dörtköşe bizim oğlan. Pipisiylede oynuyor o ara. Babam bana bakarak dedi ki: " Sünnet yaptırıverelim buna". Şok oldum. Babam! biricik torununa karşı sevgi dolu bir adam! Minnacık pipisini oynamakta olan minnacık torununun pipisini kestirecek, oynamasın diye. Hiçbir şey demedim babama ama nasıl baktıysam çümlesini daha bitiremeden konuyu değiştirdi, gözlerini yere çevirdi. Bir daha da sünnet lafını etmedi, umarım daha da etmez.

Ben yaşlarda doktor  bir komşu doğurdu, iki aylıktı oğlu. Plajda çoluk çocuk muhabbeti ediyoruz. Bizim oğlan pipisiyle oynuyor tabi. Doktor komşu "sünnet yaptırdınız mı?" diye sordu. Kendisi tatil bitişi yaptırtmak istiyormuş. Yaptırmadığımızı söyleyince nezaman yaptıracağımızı sordu. Yaptırmayacağız dedim. Komşu bana nasıl baktıysa, açıklama ihtiyacı duydum. "Yani kendi isterse" falan diye gevelemeye başladım. Sonra daha da acayip bakmıştı demek, işin biyolojik-psikolojik zararlarına, Amerikan pediatri kurumunun sünnete ilişkin değerlendirmelerine falan girmeye çalıştım ( komşu doktor ya). Sonra boğulacak gibi oldum. Neyse oğlum yanıma geldi ve konu kapandı.

Bu toplum çocuklarına ne yapıyor? Bedenini keşfetmeye çalışan çocuğun pipisini kesiyor. Yok efendim caizi buymuş, çok hijyenikmiş, sağlıklısı buymuş diye uydura uydura hem de. Bunlara ikna olmadığınızda ise çocuğunu dışlarız bak diye parmak sallıyor.

"edep yerleri" yasaklı kocaman bir güruh insan, sizce sevgiyi, aşkı bilebilir mi? İnsanlar ötekini kendini sevemeden sevebilir mi?