Okulların erken kayıt dönemleri geldi çattı. Özel okullar bir tuhaf. Bizim okul direk öğretmeniaraya sokuyor çocuk yeniden kaydettirilip okula devam etsin diye. Öğretmenimiz aradı. Günde en az on sayfa ödev veren hep daha, hep daha diyen, beni daraltan öğretmenimiz. Dedim konuşmamız lazım. Geçen hafta henüz birinci sınıfın ikinci dönemindeyken sınıftan attığınız şımarık oğlum hakkında konuşmalıyız. Apar topar görüştük örtmenimizle. Dedik demedik demeyin! Bu sorgusuz sualsiz garabet toplumdaki ayileler sınavlarda üstün başarı gösterecek, asker evlatlar istiyor. Benim gibi arafın ucuna sıkışmış bi veli de öğretmenlerin bi tuhafına gidiyor. Neyse derdim çok da , nereden başlayacağımı bilemiyorum. Bu okulun artısı da eksisi de var. İyi diye parayı basıp çocuğu istanbol trafiğinde telef etmeyeceğime göre bu kuytuda kalmış okulla devm edeceğiz. Hem çocuğum okulda sıkılsa, sınıftan atılsa da örtmenlerini ve arkadaşlarını seviyor. Okula yürüyerek gidiyor.
Ne diyordum ben ya? Erken kayıt. Beni daha önce gürüştüğüm zincir zincir etrafımızı saran okullar zırt pırt arayıp duruyor. Sanki kredi kartı satıyorlar. Ya da patates satıyorlar. Bir müşteri temsilcisi yapışıp kalıyor kulağıma. Ne biçim iş be... eğitim neden şart. Bomboş ödlek nesiller için şart. Memlekette bunca garabet üniversite isimli kurumlara gidecek çocukların nca böyle saçma bir tedrisattan geçmeleri lazım da ondan şart. Erkin Koray'n evladı büyümüştür. Okula göndermediydi ayilesi. Şimdi nasıl bir çocuk acep kendisi?
Tabi ben E. Koray gibi bir şey yapamam. Bütün gün kukuman kuşu gibi çocuk eylesem ne bana ne evlada bi faydası olur bu işin.
Eğitim sistemi gerçekten çok ama çok feci. Bu sistemin içine düşmüş biz saçma velilerin ve zavalllı çocukların işi iki ucu boklu değnek.