Özel kurumda öğretmenlik yapan, atanamamış öğretmenlerin durumlarını, yaşadıkları ve yaşayamadığı şeyleri gidip kendilerinden dinleyin. Benim gibi çocuğunu özel kurumda kreşe-okula gönderen bir veli bilemez bu öğretmenlerin durumunu. Bir sendikaya da gidip danışmayın, çünkü "büyük" işlerini bir kenara koyup sahipsiz öğretmenle ilgilenmez memleketimin sendikası.
Sen nerden biliyon diye sorarsanız cevabım:
Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden ( bknz: intehar haberleri, inşaatta çalışıp ölenler vs)
Bir de; kardeşim birçok özel kurumda öğretmenlik yapmaya çalışırken aşındı da ordan biliyorum.
Neyse mevzum bir anlık olayı anlatmak. İçimi döküvermek ve de üstümdeki yükü hafifletmek belki?
Oğlumun gittiği kreşteki son günü, haziran ayının da son günleriydi. İş çıkışı herzamanki gibi kreşin kapısına gittim. Kapıda bekleyen, çocuklarını almaya gelmiş iki anne vardı. Ben de aralarına karıştım. Merdivenlerden bir öğretmen, elinden nazikçe tuttuğu üç yaşlarında bir çocukla indi. Annelerden birinin yüzü güldü. Çocuk ve öğretmen annenin yanına gitti, çocuk anneye sarıldı. Benim gözüm, gözleri kızarmış öğretmene kaydı. Anne öğretmene teşekkür ederken öğretmen ellerini ovuşturuyordu. Öğertmen "pazartesi gününden itibaren ben olmayacağım" dedi, sonra bir damla titrek gözyaşı indi gözünden. Sonra veliyle öğretmen konuşmaya başladı. Merdivenden başka bir çocuk, başka bir öğretmenle indi, başka bir annenin yanına geldi. Aynı ruh hali vardı bu öğretmende de. Sonra aynı veda çümlelerini kuruldu. Anne ağlamaklı oldu sonra ağlaştılar az kenara çekilip. Bu veli ve bu öğretmenin okulun bahçesinde daha önce ağlaştığını görmüş, dertlerine kulak misafiri olmuştum. Yönetici kılıklı anne ve güzel çocuğu baba tarafından terk edilmişti. Uzun saatler çalışan anne, çocuğun bakıcısına ve kreşteki öğretmene müteşekkir haldeydi. Terk ediliş çocukta kötü etki bırakmıştı. Öğretmen çocuğu bakıcıya teslim edip, anneye çocuğun o günkü durumunu uzun uzun anlatıp değerlendiriyordu. Ufacık bir iyileşmede anne öğretmene sarılıyordu. Bazı günler anneyle karşılıklı ağlaşıyorlardı. Dönem bittiğinde çocuktaki sıkıntılar büyük ölçüde bitmiş, çocuk diğer çocuklarla olması gerektiği gibi ilişkiye geçmiş, çocuktaki asabiyet sönmüştü.
Neyse anladığım kadarıyla yıl sonu bu iki öğretmenin sözleşmeleri yenilenmemiş, onlara okulun kapısı gösterilmişti. Kardeşim ve arkadaşları geldi aklıma. Sonra diğerleri, çıkış yolu bulamayıp ölümü tercih edenler...
Sonra gelen öğretmen bizimkiydi. Gözleri ışıl ışıldı. Oğlumun elinden tutuyordu. Oğlumu bana teslim etti. Öğretmenimize veda ettik, artık kreşe gelmeyecektik. Onu öptük ve ziyaretinize geleceğiz dedik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder