30 Kasım 2014 Pazar

Miro ve hayatın anlamı

Çocuğumu Miro'nun sabancı müzesindeki sergisine götürdüm. Zorla resimden keyif almasını sağlamaya çalışıyorum. Sevmiyo çocuk, resim yapmayı. Düşleri mekanik çocuğumun. Her düşüncesinde, rüyasında bir anlam, ve işler bir mekanizma var. Bu nedenle mi bilmiyorum, kendi yaptığı resimleri gerçek olandan farklı olduğu için sevmiyor. Yaptıktan sonra resimlerini hor görüyor bu nedenle bir süredir resim yapmıyor.

Ona Picasso dan bahsettim birlikte resimlerine baktık. "Mükemmel" resiminin en keyif alarak yaptığı resimler olduğunu ve resim yapmayı öğrendiğinde gözlemlenen formdan nasıl uzaklaştığını ve bu şekilde asıl keyfi aldığını falan anlattım. ( Elbet uyduruyorum kendimce, teorimin sanat camiasında bi yeri yok. Amma ve lakin oğlum gerçeği yakalama peşinde ve ... umutsuz)  İkna oldu ve resim yapmaya yeniden başladı.

Neyse Miro'ya gittik ve çok iyi ettik. Ben çok sevdim de oğlan da sevdi. Öncelikle resimlerle değil de resimlerin yanına iliştirilen kutucuklardaki yazıları okumaya girişti. Resimlere de şöyle bir baktı. Seramik ve heykellerle baya bi ilgilendi ve sonra odacıklarda Mironun eserlerin yaparken çekilen videolarını izledi oldukça uzun süre. Sonra eve gidip Miro gibi çalışmaya koyulduk.

Diyeceğim o ki ne olursa olsun çocuğun ilgilenmior deyip sanata sırtınızı dönmemeli. Böylesi keyifli-yaratıcı ortamlar çocuğun  kendini keşfetmesi için bi araç olabilir.

Elbet çok üstüne de gitmeyeceğim çocuğumun. Ama Ona hemen de mekaniye, mantığa, matematiğe eyilimli diye  etiketlemiyeceğim diye kendimce söylenip duruyorum.

Müzeden Miro'ya ilişkin bi çocuk kitabı aldık. Evde okuduk. Orda Miro önce muhasebeciymiş ama sevmemiş bu işi ve resim yapmaya koyulmuş. Bunu anlatırken "İnsan sevmediği işi yaparken mutlu olabilir mi " gibi bi cümle vardı kitapta. Miro, herşeyi bırakıp sanata koyulmuş.

Şimdi çocuğa açıkla bakalım. Başarı, sevmek- arzulamak istemediğini red edip arzunun peşine düşmek hem de öz mü ÖZ Türkiye gibi güzide bi memlekette!

Peki ebebeyn olarak ben  nasıl bi örneğim?

Hadi ben durumu kavradım, kendi yağımla kavruldum da çocuğa nasıl bi yaklaşım sunacağım?

İşte herkes gibi sunacağım kendince bir şey. Sanırım ebebeyn olarak çocuğun önüne engel olarak çıkmamak gerek. Onun dışında birşey yapmak gereksiz belki? Çocuğun önüne istemediği seçenekleri sunup ısrarcı olmak da ayrı sorunlar yaratır fikrindeyim. O kurstan bu kusrsa çocuğunu sürükleyen, benim imkanım olmadı evladımın olsun diye debelenen ana-babalar da iyi yapmıyorlar kanaatindeyim. Ama emin de olamıyorum.
Üfff....

Bir nefes sıhhat gibi, çocuklara sunulacak en lazım şey nefes...Ama önce kendi nefes almalı insan, ki çocuk nefes görsün deee...

Neyse oğlan resim yapmaya başladı yeniden. Bunun için mutluyum.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder