16 Şubat 2014 Pazar

Resmetme hevesi

Güzel bi apartman dairesinde oturuyoruz. Kapıcının kızı, oglumdan tam bir yaş büyük: çok akıllı, kendini iyi ifade eden bi çocuk. İlkokula başladı bu sene. Bana yenge derdi, bir süredir abla diyor. Geçen sene O'na resim defterleri,  boya kalemleri, sulu boya, okuma kitabı vs hediye etmiştim. Bugün oğlumla oynamak için bize geldi.

" Abla suluboya resim yapmak istiyorum, annem benim boyalarımı  çok kullandığım için çöpe attı. Ama hala çok kağıdım var. Evden kağıt getirip burda suluboya yapabilir miyim" dedi. Eridim bu lafları duyunca. Benim ebebeynlerim de istemezdi resim yapmamı, topla oynamamı, .., elbet muaffak olmam, aklı başında normal bi meslek sahibi olmam için. Sonra....

Eskiden taşralı bile azimle iyi okulları kazanabilir, oralarda kıt kanaat de olsa okuyabilirdi. Ben de bir taşralı olarak mühendis oldum, iyi bi okuldan mühendis çıktım ben*. Kusa kusa mühendis olarak çalıştım onbeş sene**. Şimdilerde gönlüm istediği ölçüde çalışıyorum.  Peki ya şimdi, taşralı ya da ekonomik dengesizliğin giderek arttığı ülkemizde dipte duranlar, hayat onlara hangi yüzünü gösterecek? Bizim kapıcının güzel kızı, resim yapması yasaklı?...

Bu toplumun çocukları nasıl bir değirmende eleniyor? Posası çıkmış insanımız nasıl hayata bakıyor? İşte! beton binalarla örüyoruz anayurdu dört baştan. Çöktüğünde betonlar nasıl hayatta kalacağız?


** Aslında ülkemizde mühendislik çok azımızın yapabildiği bir meslek kanımca. Çoğumuz ıvır zıvır işlerle uğraşmaktan kuruyup gidiyoruz. Ben de kurudum. Emeğime yabancılaştım. Anlamsızlıkta bit saydım. Hayata tutunmak için yaptığım resimleri  gizli gizli  boyamaya çalışıyorum şu aralar. Boyamak yetmediğinde depar atıyorum boşlukta. Belki  gerçekten mühendislik yapmayadır hevesim, bilemiyorum? İçimde kocaman bi boşluk var.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder